Erol İçyer

Yemeni (deri) zanaatkarı
Gaziantep’te dünyaya geldim. İlk okulu bitirdikten sonra ahşap tornacısı olan babamın yanında çırak olarak çalışmaya başladım.  Babamın yanında  2- 3 sene çalıştıktan sonra  babamın dükkanının tam karşısındaki dükkanda  yemeni yapan Ökkeş Özkul Ustamın yaptığı yemenilere ve o yemenileri yapışına duyduğum hayranlık arttı. Vaktimin çoğunu oraya gidip oturarak ve ustayı izleyerek geçiriyordum. Babam ne zaman beni yemenici dükkanında yakalasa  “geç işine bak!” diye bana kızardı ama benim baba mesleğinde hiç gözüm olmadı. Sonunda babam da bunun farkına vardı beni Ökkeş Özkul Ustamın yanına koydu. 2000 yılına kadar bu işimi severek yaptım. 2002 yılında askerden geldikten sonra kendi işimi yapmayı çok istedim ama o zamanlarda yemeniye ilgi alaka azalmıştı. Bu çok sevdiğim mesleği yapamamak beni çok üzmüştü. 2010 yılına kadar İmam Çağdaş Lokantası’nda çalıştım. Son yıllarda Hary Potter, Yüzüklerin Efendisi,  Truva  filmleri ile  yemeniye ilgi artınca  bende çok sevdiğim mesleğe dönüş yapmaya karar verdim ve mesleğimi bir küçük atölyede yapmaya başladım. Ve bu küçük atölye büyüyerek şu an 20 kişiye ekmek kapısı oldu.  Son yıllarda  dünyaya da açılmaya başladık; Amerika, İngiltere, Almanya ve Çin’e  kadar toptan ürün veriyorum.  Kültürümüzün bir parçası  olan yemeninin adını duyurabilmek beni çok mutlu ediyor. Genellikle yaz aylarında giyilen yemenilerin özelliği şunlardır; altı manda derisi, üstü dana, koyun, keçi derisinden,  4-5 farklı hayvan derisinden oluşur.  Derilerin arasında çiriş dediğimiz bitkisel toz kullanılır. Pamuk ipliğini bal mumuyla mumladıktan sonra el dikişiyle dikilir. Yemeniyi giydiğimiz zaman ne koku, ne ter, ne de mantar oluşmaz ayağımızda.   Çorapsız giyildiği zaman vücuttaki elektriği alır vücuda enerji verir. Ayak sağlığı açısından oldukça ergonomik olan yemeniyi dünyaya tanıtmak ve kullanımını artırmak için modern tasarımlar yaparak üretmeye, çeşitli festivallere katılarak bu geleneksel ürünümüzü tanıtmaya devam ediyoruz.