Ali Akçasu

Baston yapımı zanaatkarı
1961’de Devrek’te doğdum. Her Devrekli genç gibi Türkiye Orman Genel Müdürlüğü’nün Devrek Orman İşletmesi’nde mevsimlik işçi olarak çalıştım. Agaçlarla ve ağaçların özellikleri ile bu işi yaparken tanıştım. 1983 yılında askerliğimi bitirdikten sonra bir okulda gece bekçisi olarak çalışmaya başladım. Okul müdürü birkaç kez yanıma beni kontrole geldi. Ve bana “Ali gece uyumamak için kendine bir meşgale bulmalısın.” dedi. Müdürün bu önerisi aklıma yatmıştı. Hemen sonra o zamanlar sadece marangozluk yapan ve evinde kiracı olarak kaldığım rahmetli Müntekay Çelebi beni baston ustası Fehmi Işık Usta’nın yanına götürdü. 3 ay kadar Fehmi Usta’nın yanında çırak olarak çalıştım. Daha sonra baston yapmaya başlayan Müntekay Çelebi’nin atölyesine geçerek çıraklığa onun yanında devam ettim. Bir süre sonra bu iki ustadan öğrendiklerimle evimde kendi kendime baston yapma çalışmalarıma başladım.. Ormandan kestiğim kızılcık dalları ile denemeler yapıyor baston yapımında yavaş yavaş ilerliyordum. Daha sonra Hikmet İncirci Usta ile tanıştım. Ustamla 6 ay çalıştıktan sonra 1984’de Devrek Bastonu yapmaya başladım. O tarihten beri yanımda çırak olarak çalışan oğlum zaman içinde işin uzmanı oldu ve şimdi Bülent Ecevit Üniversitesi Devlet Meslek Yüksekokulu Baston Uygulama ve Araştırma Okulu’nda görev yapıyor. Oğlum baba mesleği olan baston yapımını gençlere ve yeni kuşaklara öğretiyor.

Devrek’te 35 yıldan beri kendi atölyemde baston yapıyorum. 1997’den beri Halk Eğitim Merkezlerinde ve  cezaevlerinde ilgilenenlere baston yapımı konusunda dersler veriyorum.

Yaptığım bastonlar Türkiye genelinde ve yurtdışında oldukça rağbet görüyor. Sadece kullanmak için değil dekorasyon amaçlı alanlar da çoğunlukta..Devrek Bastonu hem üzerinde çalıştığımız motifler hem de malzeme açısından farklıdır. Üzerine en çok burma, baklava, doğal budaklı, çoban çentiği, çiçek deseni, ve motifi oğluma ait olan Osmanlı Selçuklu kuhdekari motif diye adlandırdığımız desenleri işliyoruz. Fakat en çok çalıştığımız desen yılan motifi.. Yılan tarih boyunca sağlığın  sembolü olmuş. Bende bastonlarımla insanlara bir çeşit destek verdiğimi düşünerek işimi keyifle yapıyorum. Bizim sanatta keyifle çalışmak büyük önem taşıyor. Çünkü ham olan kızılcık dalını fırına verdiğinizde eğer canınız sıkkınsa o fırınlanmış dal ne yaparsanız yapın doğrultulamaz. Bu sebeple ben kızılcık dallarına tüm neşemi ve sevgimi veriyorum ki dal bastona dönüşsün, çatlamasın. Ve insanlar kullanırken mutlu olsun.