Ali Akbey

Ahşap oyuncak zanaatkarı
(Kültür  Bakanlığı /Geleneksel El Sanatları Ahşap Oyuncak Sanatkarı)

1973 yılında Ankara’da doğdum. İş hayatıma küçük yaşta ağabeyimin mobilya atölyesinde çıraklık yaparak başladım.  Sektörün iyice daralmasını müteakip, bir konaklama biriminde spor merkezi elemanı olarak 15 yıl çalıştım. İşimin yarım zamanlı olması nedeni ile ahşap çalışmalarım devam etti. Ankara’ da mobilya işinin yoğun olduğu bir semtte oturmam ve ağabeyimin de mobilyacı olması sebebi ile ahşap ile hep iç içe oldum. Temel eğitimimi burada aldım.  Eski ahşap ev maketleri  ve gemi modelciliği ile uğraştım. Evlendikten sonra oğlum dünyaya geldi. Bir oğlumun olması hep  ona ve arkadaşlarına oyuncaklar yapmayı da  beraberinde getirdi. Ahşap oyuncak daha ağır basınca diğer uğraşlarım geri planda kaldı. Belki de ahşap oyuncak yapma işi geldi ve beni buldu.  Çünkü ahşabı çok seviyorum. Hayal kurmayı hiç bırakmadım. Bir yanım hep çocuk ve bu yanım yetişkin yanımdan hep yeni oyuncaklar yapmasını istiyor. Dünyanın en güzel işi bence.

2007 yılında Beypazarı’nda Yaşayan Müze’de sadece ahşap oyuncak üzerine çalışmaya başladım. Ahşap oyuncak tamamen doğal bir malzeme olan ağaçtan üretilir. Ahşap oyuncak yapımı büyük bir emeği ve yoğun bir çalışmayı gerektirir. Tasarımının basit olmaması, tamir edilebilir olması, kuşaktan kuşağa geçebilir, sağlıklı olması olmazsa olmazlarıdır. Ancak benim yaptığım ahşap oyuncaklar geleneksel ahşap oyuncaklardan ilham alarak yaptığım oyuncaklardır. Şöyle ki ; Yaptığım oyuncaklarda Karagöz- Hacivat, Nasrettin Hoca, Keloğlan gibi milli karakterlerimizi ön plana çıkartıyorum. Tarihi Eyüp oyuncaklarını ve o geleneği yaşatmaya çalışıyorum. Bunun yanında ahşap oyuncak yeni tasarımlara ve yeniliğe açık bir alan … Kendi tasarladığım mekanik oyuncaklar da var. Bu oyuncaklarda Karagöz -Hacivat, Nasrettin Hoca ve Keloğlan gibi değerlerimizi oyuncak ile buluşturarak kendi çocuklarımıza yerli ve milli oyuncaklar yapıyorum. Unutulmuş oyuncakları tekrar yeni yorumlarla çocuklarla buluşturarak kuşaklar arası bir köprü olmaya çalışıyorum.

Amacımı gerçekleştirdiğimi en çokta bir şekilde dükkanıma yolu düşenlerde gözlemliyorum. Dükkanımdan içeri giren yada oyuncak standıma dışarıdan bakan erkek, kadın, yaşlı, genç, çocuk olsun, hangi kültürden ve hangi ülkeden olursa olsun gözleri hep aynı gülüyor. Dede torununa; “bak ben bununla oynadım” diyor. Torun; “nasıl diyor?” Anılar anlatılıyor, bir bağ daha kuruluyor. Bu tür durumlarla karşılaşınca ahşap oyuncak yapımının daha da geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini düşünüyorum. Bir taraftan eski ahşap oyuncak araştırmam sürekli devam ediyor. Yaşlılara oynadıkları ahşap oyuncakları soruyorum. Yörelere göre yapılan oyuncakları tekrar hayata geçiriyorum. Dünya da neler yapıldığını ve ahşabın eğitici oyuncağa dönüşüm sürecini takip ediyorum. Bir taraftan da anaokulları ve okullarda ahşap oyuncak yapım atölyeleri yapıyorum. Çocuklara ahşap oyuncakların nasıl yapıldığını gösterip beraber  oyuncak yapıyoruz. Böyle bir mesleğin varlığından haberdar olan çocuklara büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sorunca; “ahşap oyuncak ustası” cevabını alıyorum.

Ayrıca 2007 Yılından beri Ankara  Beypazarı İlçesi’nde somut olmayan kültürel miras müzesi olan “Yaşayan Müze” de Affan Dede’nin Dükkanı adı altında insanları geleneksel ahşap oyuncak ile buluşturup oyuncak yapmayı deneyimlemelerini sağlıyorum.